merhaba,
bu ilk yazım, yani bu blogtaki ilk yazım. çok heyecanlıyım.
diğer bir blogumda ara ara değinmiştim aslında bu konuya. ama biraz da terapistimin dürtmesiyle, daha çok yazmam gerektiğini hissettim. sonra da, neden ayrı bir bloga sahip olmasın diye düşündüm. ne de olsa bu durumum hayatımın çok önemli bir kısmını kapsar oldu, oluyor ve anlaşılan ömrüm boyunca da olacak. eh, oldu olacak, kendi blogu da olsun madem.
günlüğün adından da anlaşılacağı üzere, batı tıbbının tanımıyla "bipolar hastasıyım". kavramı tırnak içine aldım, çünkü battı tıbbı şurada var olalı 250 yıl olmuş, hele ki psikolojinin geçmişi topu topu 150 yıl geriye gidiyor. oysa ki zihinsel "hastalıklar", neredeyse insanlık tarihi kadar eski. insanoğlu da boş durmamış, ilgi göstermiş bu mevzuya. araştırmalar milattan önce 6500'e kadar geri gittiğini gösteriyor bu ilginin. (bu yazıyı yazarken yaptığım okumalar galiba ikinci yazımın konusunu da belirliyor gibi)
o halde niye sadece modern tıbbın tanımları içine hapsedelim kendimizi?
niye böyle bir günlük?
hastalık tanısı konulalı iki yıl, dört ay olmuş. bu zamandan beri yaşadıklarımı yazıya dökme ihtiyacı hissettim. önceliğim her ne kadar içimi dökmek de olsa, içimde minik bir umut da var, belki internetin uçsuz bucaksız diyarında benim dururumda olanlara ulaşırım bu sayede. kim bilir.
No comments:
Post a Comment