demiştim ya, ikinci yazmın konusu belli diye. ilk yazımı yazarken, zihinsel hastalıkların kaydı, tarih içinde ne kadar geri gidiyor diye merak ettim. bu konuda, hemen yazının içine linklerini koyacağım kaynaklar neolitik çağa kadar geri gittiğini söylüyor. bir kaynağa (ingrid farreras'ın makalesine) göre m.ö.'den 6500'e kadar geri gidiyor, diğeri (allison foerschner'in makalesi) m.ö.5000 yıl öncesine dayandırıyor.
tarih boyunca zihinsel hastalıklar üç farklı bakış açısıyla ele alınagelmiş: doğa üstü, somatojenik (fiziksel kökenli), ya da psikojenik (ruhsal kökenli).
doğa üstü bakış açısında kişi ya kötü ya da iyi ruhlar tarafından ele geçirildiği, tanrıların memnuniyetsizliğinin kurbanı, güneş tutulmaları, gezegenlerin, lanetlerin ya da günahların etkisi olduğu düşüncesi hakim.
somatojenik görüşte, ya hastalık sonucu, genetik aktarım, beyiz hasarı ya da dengesizlik kaynaklı olduğu düşünülmüş.
psikojenik teorileri ise daha çok travmatik ya da stresli deneyimlere, uyumsuz öğrenilmiş çağrışım ve kavramaya, ya da bozuk algıya odaklanır demektedir bu makalelerde.
okuyucumun, (sahi var mısınız?) bu günlükte daha çok doğa üstü ve ana akım psikatriye tezat alternatif psikaytrinin harmanıyla karşılaşması muhtemeldir.
not: öff, bu yazı bir hafta bekledi, belli ki ben yazarken sıkılmışım epey. siz de okumayın bari, çok sıkıcı oldu. pardon, buraya kadar okuduysanız, zaten tümünü okudunuz demektir, pardon...
No comments:
Post a Comment